Nedir Bu Fizyoterapistlerin Çektiği?

Şu sıralar sosyal medyada yeni bir tartışmaya sebep olan bir yorum üzerine düşüncelerimi yazmak istedim. Konu özet ile 'cahillik', siz neyden bahsettiğimi anladınız umuyorum. Yorum ne yazık ki yeni seçilen dernek yönetimimizdeki sözde 'akademisyen' birine ait! Ne kadar acıdır ki ne yapıyorsak yine kendimize yapıyoruz arkadaşlar. Bu benim yaşadığım tecrübelerden ötürü gelen bir söylemimdir. Yani yurt dışı tecrübelerimi de katacak olursak müslüman müslümana, Türk Türk'e ve tabi ki fizyoterapist fizyoterapiste kötülük yapıyor.



Öncelikle açıklık getirmeliyim ki TFD'ye üye bir fizyoterapist değilim, haliyle son seçimde bir katkım da yok. (şu an yurt dışında olmamın da buna bir etkisi var tabi) Alanım gereği şu an sadece aktif SFD üyesiyim. Yeni seçilen TFD yönetiminin çoğunu tanıyorum, hatta bir çoğu da hocam olur. Ancak bana sorarsanız dernek işi bambaşka bir iş. Yani bu iş doğası gereği daha siyasi ve politik oluşumlar gerektiriyor. Ben demiyorum ki akademisyenler yapamaz ama neredeyse tamamının akademik kadrolardan oluşturulması bana göre bir yanlış idi. Üzülerek söylüyorum ki şimdiden herkesler yine umutsuzluğa kapılmış durumda, neden mi? Konunun açılmasına sebep olan yorum; bunda en büyük payı oynamaktadır. Dürüst olmak gerekirse kimileri bu oluşumlara gerçekten ünvan için giriyor arkadaşlar. (bir arkadaşımızın yorumundan alıntıdır, katılıyorum) Öncelikle kendimizi yüceltmek gerekirken, özellikle yeni mezun meslektaşlarımıza umut vadedecek eylemlerde bulunmak gerekirken onları bu zor şartlara, olmaması gereken koşullara uyum sağlamalarını istemek deliliktir. Yapmıyorlar diye onlara 'cahil' demek ise ayrı bir 'cahilliktir'. J

Ben yüksek lisansımı sporcu sağlığı alanında yaptım, şimdi ise İngiltere'de doktora kovalıyorum. Kulüplerde ve milli takımlarda çalıştım. Milli takım gibi prestijli bir oluşumdan istifa ederek ayrılan biri olarak yazıyorum. Sebebim çalıştığım federasyondaki hiyerarşi bozukluğu ve masörlere tanınan ayrıcalıklardı. Düşük maaşlarımızı geçiyorum, masörler milli takım müsabakalarına fizyoterapist diye çıkabiliyorlardı. Ben ve diğer fizyoterapist arkadaşlarım (3 kişiydik) bunun içi çok kavga ettik, dilekçeler, şikayetler vs.. Nevin Ergun hocamız da bizi çok destekledi ve yardım etti. Sonuç; ben istifa ettim belki ama şu an orada masörler milli maçlar da sahaya çıkamıyor, çıksa da fizyoterapist diye çıkamıyor. Fizyoterapistlerde eskiye nazaran daha iyi maaşlar alabiliyorlar. Biz belli başlı fedakarlıklar yapmaya çalıştık ve sonuç olarak bazı gelişmeler elde ettik. Neden anlatıyorum bunları? Benim çalıştığım alanın ve bu alandaki iş yerlerinin en büyük sorunudur masörler. Allah var çok iyileri ile de çalıştım fakat onların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yorumu yapan şahsın masörlere yaptığı atıf için yazıyorum. Ben bu işlerin içine girdim ve gördüm ki memleketimin üniversite mezunlarının (genel sadece bizim meslek için değil) vay haline. Bırakın iyi paralar kazanmayı, bir çokları işsizlik ile karşı karşıyadır. Ancak ülkemiz çok güzel fırsatlar da sunmuyor değil. Örneğin; üniversiteyi geçtim lise de okumaya gerek yok sadece iki haftalık masörlük kursu ve gelsin paralar. Bahsi geçen 2500 TL maaş bugün Türkiye'deki her masörün burun kıvıracağı bir miktardır. (bir yorumda geçmişti, kesinlikle katılıyorum.) Bu rakamları bizlere layık görerek, aslında kendisi de bu mesleğin bir mensubu olarak kendi geleceğini de ateşlere atıyor farkında değil. Şu an bulunulan konumlarınızın ilelebet sizin olacağı garantisi yok sanıyorum ki... 


Gelelim meslektaşlarıma, yeni mezun kardeşlerime. Ne olur bu mesleği SEVEREK yapın. Meslek dediğimiz olgu yıllar süren bir süreci içerir ve bundan keyif alabilmek gerekir. Alamıyorsak yanlış tercihler yapmışızdır. Yani sayfaları takip ettiğim kadarı ile genelde maddi konular ve haklarımız hakkında konuşuluyor. Bunlar için ekstra gayretler harcamamız gerektiğini düşünüyorum. Nedir bunlar? İşimizi hakkıyla yapmak, eğer bunu başarabilirsek, iyi örnekler ortaya koyabilirsek gerisinin geleceğine inanıyorum. Sizlerden ricam öncelikle bu mesleği kabullenip, kendimizi sevmeyi öğrenmeye başlamalıyız. Milli takımda iken bir FTR hekiminin US'u sporcuya nasıl tarif ettiğini size anlatamam, sanarsınız ki kanseri tedavi edecek. Yaptığınız işleri küçümsemeyin lütfen! Böyle yaparak bir yere gelemeyiz, herkes bizden bir şeyleri koparmanın derdinde anlayalım artık. HP nedir ya dersin posta koyar, elektroterapi ne bağla geç dersin tekniker kapar, masajını masör, egzersizini hemşire ve sözde trainerlar yapar. Bu devirde Türkiye de doktorlar bile alternatif tıp diye yanıp tutuşuyor arkadaşlar. Ne için? Dünyanın teknoloji ve sağlıkta uçtuğu çağda sülük ve hacamat tedavisi yapabilmek için. Konu biraz duygusal tabi. J Sorun bizde yani arkadaşlar, bunlara biz önayak oluyoruz. Müsaade etmeyin! yaptığınız işi sevin ve sahiplenin. Bakalım onlar bu yaptıklarına cesaret edebiliyorlar mı? 

Sevgiyle Kalın

Mücadeleye DEVAM!

Uzm. Fzt. Abdulhamit Tayfur

Yorumlar

Yorum Gönder