Bu İş İçin Yeterli Misin?

Zamanında benim de büyüklerime yönelttiğim, kafama çokça taktığım bir konu idi. Bu yüzden görüştüğüm, konuştuğum ve yazıştığım bir çok genç ve öğrenci arkadaşımın da bana aynı konudan dert yanmaları, bunu bir soru olarak yöneltmeleri beni hiç şaşırtmadı. Şu ana kadar yazdığım en önemli konulardan biri diye düşünüyorum:

‘BEN BU İŞ İÇİN YETERLİ MİYİM? YAPABİLİR MİYİM BİLMİYORUM.’

             Hemen cevap veriyorum: Kesinlikle Yeterlisin ve Yapabilirsin!

Gerekçelerini elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım. Öncelikle buna neler sebep olabilir diye düşündüğümde aklıma gelenler;
1.     Aldığımız eğitime güvenmemek mi?
2.     Bu iş uzmanlık gerektirir mi?
3.     Daha hiç bir kursa gitmedim mi?
4.     Önümüzdeki örnekler mi?
5.     Ortama yabancılık mı?
6.     Tecrübe eksikliği mi?
7.     Yaş mı? (daha önceki yazımda detaylarıyla işledik 😊 )

Bu listeyi dilersek istediğimiz kadar uzatabiliriz. En önemlilerinin bunlar olduğunu düşünüyorum ve aşama aşama değineceğim.

1. Eğitim benim inanılmaz takıntılı olduğum ve içlerinde en önemli mesele. Hangi üniversitede eğitim gördüğünüz, nasıl bir eğitim aldığınıza değinmeyeceğim. Milli takımda henüz yeni çalışmaya başladığım zaman bir dönem arkadaşım beni aramış ve demişti ki: ‘Hamit kardeşim, çalıştığım şehrin alt liglerde futbol takımı var, bana part time iş teklifinde bulundular. Sence gideyim mi, yapabilir miyim? Ne dersin?’ Cevabım o zaman da aynıydı…

Sonuçta aynı eğitimi aldık değil mi? Farkında olmanız gereken ilk şey -> Sizler 4 YIL eğitim alarak üniversiteden mezun olmuş FİZYOTERAPİSTLER’siniz. Öncelikle kendinize ve aldığınız eğitime güvenmeyi öğrenmelisiniz. İyi veya kötü bir derece ile mezun olmuş olabilirsiniz. Bu işi hali hazırda yapan derecelik insanlar da var okul sonuncusu insanlar da.

Her şeyi bir kenara bırakın, siz olmadığınızda bu işi yapmaya çalışan masörler var. Sadece bizim işi de değil bu arada doktorun, fizyoterapistin, kondisyonerin hatta baş antrenörün işini yapmaya kalkışanına bile şahidim. Bazıları bu meslek sahipleri orada olsa dahi buna teşebbüs edebiliyorlar. Dikiş atmak, iğne yapmak, ilaç vermek (bakın bizim değil doktorların işinden bahsediyorum) bunları geçin hiç abartmıyorum bir tanesine espri yoluyla: Oyuncuya gerekirse kalp ameliyatı yapar mısın? diye sorduğumuzda -> Yaparım demedi, tam umutlandık ve bekledik ama yap(a)mam da demedi. 😊  Cahil cesareti dedikleri işte tam da budur.

2. Akıllarda sıkça sorgulanan bir diğer konu bu iş uzmanlık gerektirir mi? Gerek yok demek yerine; bu işi yapmak için 2 yıllık master programının bitmesini beklemeye gerek yok demek bence daha doğru. Bırakın spor fizyoterapistliğini ben tüm fizyoterapistlerin çalıştığı alanlarda kesinlikle uzmanlık yapmaları taraftarıyım. Çok ama çok fazla özelleşebileceğimiz alanları olan mesleğimizi lütfen aldığımız kurslarla değil eğitimlerle desteklemeye çalışalım.

3. Kurs meselesi ayrı bir muamma. Bu konu hakkında çok farklı fikirler var. Belki ayrı bir yazıda işlemek gerekir ama kısaca şöyle belirteyim. Yıllar önce bir hocamın lisans dersinde söylediği çok güzel bir söz vardı: ‘Önce aldığınız eğitim ile hastalarınızı tedavi edin. Elinizdekileri bir kullanın, tüketin. Ne zaman bir eksiklik hissettiniz, hastalarınıza ve size faydalı olacak bir şey keşfettiniz tabii ki gidin, alın ve öğrenin.’ Ben bu fikri kendime prensip edindim diyebilirim. Çok kişi var kurslara paralar yatırıp bir kere bile kullanamayan. Hasta popülasyonu uygun değil, alanı uygun değil, ihtiyacı olmamış vs vs.. Bu konuda kesinlikle seçici olmanızı tavsiye ederim. Kursu kim veriyor? Kime veriyor? Veren kişi yetkin mi? Geçerliliği var mı? vs vs uzadıkça uzar.. Ne yazık ki 'kurs almazsan hiç bir şeysin' algısı birileri tarafından çok güzel oluşturulmuş. Öyle bir şey yok arkadaşlar kapı gibi eğitiminiz, diplomanız var. Bu konuda acele etmeyin, sabırlı olun ve kimsenin gazına gelmeyin. 😉

4. Önümüzdeki örneklerden kastım şu -> Bu mesleği spor fizyoterapistliği alanında icra etmiş ve hala icra eden efsaneler var. Ben onları böyle tarifliyorum. Murat Menderes Çağlar, Erdem Yörükoğlu, Serkan Usgu, Adem Çalı, Mesut Selami ve daha birçokları.. Ne olur diğer büyüklerim bana kızmasınlar çok fazlasınız çünkü 😊 . Bu işin akademik boyutunda emek verenlerin yeri ayrı tabii ki ama sahada emek verenlerin yeri apayrı. Benim paylaştıklarım onların yaşadıkları yanında eminim ki devede kulak. Onların birçok stajyerleri, yol gösterdikleri ve yardımcı oldukları insanlar oldu. Ben de onlardan biriyim. Onların neler yapabildiklerini görmek benim de vaktiyle korkmama ve çekinmeme sebep olmuştu. Eminim ki sizlerde aynı duyguları hissetmişsinizdir. Ancak olaya şöyle bakmamız gerekir, bizim önümüzde bize yol gösteren hocalarımız, elimizden tutan büyüklerimiz var ve artık sayıları çok fazla. Sizce onların böyle bir imkanı var mıydı? Yazdığım isimlerin ortak bir özelliği var. Bu kişiler spor fizyoterapistliğinde sahada çalışan ilk fizyoterapistlerdi. Yani yaşadıkları her problem ilk kez yaşanıyordu ve gidecekleri yolu tamamen kendileri çiziyorlardı. Kısacası bizler şanslı nesiliz! Onların emeklerinin üstüne koyarak devam etmemiz gerekir.

5. Çalışma ortamının diğer hiç bir çalışma alanımızla alakası yok. Mesai saati yok, geceniz gündüzünüz karışır. Sporcular, teknik ekip ve yöneticiler deseniz hepsi ayrı bir alem. Bilmediğimiz çalışma ortamları; insanın doğası gereği diğer bilinmeyenler gibi sizi korkutması normal bir şeydir. En kolay adapte olunan durumdur, korkuya gerek yok.

6. Yaştan zaten detaylı bir şekilde bahsetmiştik. Tecrübe eksikliği bir süre kesinlikle yüzünüze vurulacak. Ha diyince olan bir şey değil sonuçta bunun bilincinde olmak gerekir. Bu konuda sabırlı olmanız yeterli olacaktır. Varolan becerilerinizi deneyimlemeye başladıkça yapabildiğinizi fark edeceksiniz ve kendinize olan güveniniz de otomatik olarak artacak. Bir zaman sonra tecrübeliler sınıfına illa ki gireceksiniz. Ancak unutmayın ki o sınıftan asla mezun olamayacaksınız. Ne zaman ki 'ben artık oldum yaa' diye düşüneceksiniz başınıza daha önce hiç yaşamadığınız ve tecrübe etmeniz gereken başka bir olay daha gelecek. Rahat olun. Sonuçta 2015 yılında Bayern Münih’te 40 yıl doktorluk yapmış 72 yaşındaki Dr. Müller Wohlfarth bile şampiyonlar ligi maçının kaybedilmesinden sağlık ekibi sorumlu tutulunca istifa ederek görevi bırakmıştır. Daha ne diyeyim yani 😁 😁

Umarım yazdıklarım sizi biraz olsun cesaretlendirebilmiştir. Unutmayın ki sizler fizyoterapistlik mesleğini icra edebilmek için eğitim alıyorsunuz. Kendinize ve aldığınız eğitime GÜVENİN!

Uzm. Fzt. Abdulhamit TAYFUR


Yorumlar

Yorum Gönder