Spor Fizyoterapistlerinin Spor Geçmişi Olmalı Mıdır?

Geçtiğimiz günlerde genç bir arkadaşımızdan tarafımıza çok güzel bir soru yöneltildi. Aslında okullarda bahsi geçen ancak üzerinde çok durulmayan bir konu. Gündeme getirdiği için kendisine teşekkür ederiz.

Soru: Spor fizyoterapistliğini seçen kişilerin herhangi bir spor dalı ile bir geçmişi olması gerekiyor mu? Örneğin futbol ile hiç bir alakası olmayan biri futbol kulübünde mevki özelliklerini bilmemesine rağmen çalışabilir mi?


            Görüldüğü üzere karşımızda iki farklı soru var. Hızlı cevap verecek olursak;

1.     İlla bir spor dalı ile geçmişinizin olması şart değil, ancak olursa faydasını çok açık görürsünüz.

2.     Çalışabilir fakat en kısa sürede o spora özgü bütün teknik bilgi, mevkilere özel paternleri ve hatta gerekirse son aşama olarak taktikleri bile öğrenmeniz gereklidir.

Sebepleri açıklayacak olursak: Öncelikle bir spor geçmişiniz olursa size nasıl fayda sağlar? Bir anlamda aslında spor geçmişi eşittir yaralanma geçmişidir. Yaralanmayı tecrübe etmiş bir fizyoterapistin sporcunun üzerinde daha etkili olduğunu düşünüyorum. Karşınızdaki sporcunun duygu ve düşünce durumunu daha kolay algılamanızı sağlar. Bu hem size hem de sporcuyu tedaviye, özellikle de uzun bir süreç gerektiren rehabilitasyona, motive eder. Sonuç olarak bir spor geçmişiniz olması gerekmiyor ama olması da size muhakkak avantaj sağlayacaktır.

İkinci soru aslına bakarsanız birinciden çok daha önemli bir konuya değiniyor. Daha çok kendi tecrübelerimin üzerinden gideceğim. 10 yılın üzerinde bir basketbol geçmişim var. Ancak stajlarımı saymaz isek sadece voleybol branşında çalıştım. İşe başladığım ilk gün gerçekten voleybol hakkında hiç bir şey bilmediğimi anladım. Örnek verecek olursam voleybola spesifik mevki isimlerini, saha pozisyonlarını, patern ve tekniklere özgü spesifik isimlendirmeleri geçtim ben bir liberonun servis atamadığını ve atak yapamayacağını dahi bilmiyordum. Hemen ilk günün akşamı kuralları okuyarak başladım. Anlamadığım her şeyi oyunculara soruyor, onlardan göstermelerini istiyor, yetmedi ise kendim yapmaya ve anlamaya çalışıyordum. Peki tüm bunlar neden önemli? Unutmayın bizim işimiz kısaca söylersek temel 2 şey üzerine kuruludur. Başta yaralanmaları önlemek, oluştuğu takdirde de sporcuyu en mükemmel seviyede sporuna geri döndürmek. Genel olarak sporcular ya antrenman ya da maç esnasında yani branşlarına özgü paternlerini gerçekleştirirken yaralanıyorlar. Sürekli onların size nasıl olduğunu göstermesindense sizin onların oynadıkları pozisyona özgü paternleri sorgulamanız, değerlendirmeniz daha etkili bir yoldur.

Son olarak hangi mevkideki oyuncunun eksik olduğu, takımdaki antrenman düzenlerine ve taktik değişimlerine kadar sebebiyet vermesinden ötürü antrenörü çokça kısıtlar, bizim üzerimizde de baskı oluşturur. Bu baskılara çözüm üretebilmek için ise konuya vakıf olmak gerekir. Örneğin voleybolda bir takım 14 kişiden oluşur ve bunun içerisinde sadece 2 pasör bulunur. Birinin yaralanması sonucu antrenmanda altıya altı yapılan takım çalışması altüst olur. Antrenörün elinde kalan tek pasörün ise hangi oyuncu ile anlaşabildiği ise bütün taktik düzeninin değişmesine yol açar. Burada bütün gözler sağlık ekibine çevrilir.

Bunları bilmek bizim yaralanmaları daha iyi anlamamıza, değerlendirme ve tedavilerimizde ne gibi çözümler üretmemiz gerektiğine kadar katkı sağlar. Bu yüzden sporcuya nasıl, ne zaman, ne şekilde, hangi pozisyonda vb soruları yöneltmekte bizim için önem kazanmaktadır. Sonuç olarak çalıştığımız branşın ne gibi özellikleri olduğunu son damlasına kadar öğrenmeliyiz ki işimizi en üst seviyede icra edebilelim.

Uzm. Fzt. Abdulhamit Tayfur

Yorumlar