Sık Görülen Ama Gizlenen Sorun: İdrar Kaçırma

Birçok kadın tuvalet alışkanlıklarının normal olduğunu düşünür. Ancak;

  • Her gün tuvalete sadece 4-6 kere mi gidiyorsunuz?
  • Gece boyunca hiç kalkmadan ya da sadece bir kere kalkarak mı uyuyorsunuz?
  • Pantolonunuz her daim kuru mu kalıyor?
  • İdrarınızı 300-400 ml arası yapıyor musunuz?
  • İdrarınızı herhangi bir zorlanma olmadan, başlatma ya da durdurma problemi olmadan yapıyor musunuz?
  • İdrar fonksiyonunuzu ağrısız ve oldukça rahat buluyor musunuz?

Eğer bütün sorulara verilen cevaplar “evet” ise bir problem yok demektir, yani işeme fonksiyonu normal demektir. Ama bunlardan herhangi bir tanesine verilen cevap “hayır” ise bu bir yerlerde problem olduğunu gösterir.
İnkontinans, diğer bir deyişle ‘idrar kaçırma’, Uluslararası Kontinans Birliği (ICS) tarafından herhangi bir istemsiz sızıntının şikâyeti olarak tanımlanmaktadır. Buradaki sızıntı kelimesi önem arz etmektedir. Şöyle ki; klinikte hastalarla karşı karşıya geldiğinizde sıklıkla karşılaşırsınız. Hastaya ‘idrar kaçırma’ diye söylediğinizde önce bunu reddeder. Bu durum özellikle genç hastalarda daha çok görülür. Çünkü; zaten utanılan ve sıkıntı duyulan bir olayı idrar kaçırma diye tanımlandırmak ne yazık ki hoş bir algı oluşturmamaktadır. Bu yüzden sızıntı kelimesi önemlidir; hastalardaki bardaktan boşalırmış gibi algısını bir anda ufak sızıntıya çevirir. Bu da hastalığın tanısında en temel yöntem olan hikaye kısmında sorularımıza daha doğru cevap vermelerini sağlar. Diğer tanı ölçüm araçlarında idrar analizleri, ürodinamik testler, ultrasonografi sayılabilir.

İnkontinansın üç tipi vardır. Birincisi; ‘stres tipi idrar kaçırma’.  Buradaki stres kelimesi psikolojik anlamda değildir. Öksürme, gülme, hapşırma gibi karın içi basıncı artıran aktiviteler sırasında istemsiz olarak meydana gelir. Gebelik, doğum, geçirilmiş ameliyatlar, obezite buna sebep olabilir. İkincisi; ‘sıkışma tipi idrar kaçırma’, ani sıkışma hissiyatı ile beraber gelen idrar kaçırmadır. Üçüncüsü de ‘mix tip idrar kaçırma’ dediğimiz hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın semptomlarının beraber görüldüğü durumdur.

İnkontinansın rehabilitasyonunda birincil basamak fizyoterapi ve davranışsal terapilerdir. Bunun başında da mesane eğitimi gelir. Belirli aralıklarla işeme zamanının ayarlandığı ve her hasta için özel olması gereken bir program hazırlanır ve bir uzman tarafından takip edilir. Ülkemizde de bu alanda uzmanlaşmış kadın sağlığı fizyoterapistleri bunu takip eder ve zamanla hedefleri değiştirerek mesane fonksiyonunun normale gelmesi için çalışır. Ek olarak günlük yaşam önerileri de verilir. Kafeinli içecekler, kahve gibi mesane uyarıcı etki oluşturan yiyecek ve içeceklerden kaçınılması istenir. Lifli gıda tüketimi, düzenli spor, sağlıklı kilo kontrolü, sigaranın bırakılması verilen öneriler arasındadır.

Bunun yanında bir diğer aşama pelvik taban kas eğitimidir. Önce ölçülen kas kuvvetine göre gerekirse elektrik stimülasyon ya da biyofeedback kullanılarak veya çeşitli egzersizler ile kombine edilerek kas eğitimi yapılır. Mesane ve pelvik taban arasındaki sistem şu şekilde çalışır; mesane yeteri kadar dolduğunda, mesanenin duvarındaki sinir uçlarından gelen uyarı ile artık idrarımızı boşaltmamız gerektiğini anlarız. Önce pelvik tabanımızı gevşetiriz. Daha sonra mesane (detrusor kası) kasılır ve idrarımızı boşaltırız. En son tekrar pelvik taban kasılır ve çıkış yolu kapatılır. Burada pelvik taban bölgesindeki kaslarımız hem istemli hem de istemsiz çalışır. Bizim ise amacımız, istemli kasılmaları eğiterek daha kontrollü işeme fonksiyonuna sahip olmaktır. Nasıl ki, yürüme sırasında kuadriseps kası önemli ise ve onu çalıştırmak için ağırlıkları takıp diz fleksiyon- ekstansiyonu yaptırıyorsak aynı şekilde ‘kegel’ egzersizleri ile pelvik taban kaslarımızı kasıp gevşeterek güçlendirmeye çalışırız.

Medikal ilaçlar ve cerrahi ya da kombine tedavi de uygulanan diğer yöntemlerdir.

İster bu alanda çalışın, ister ortopedi, nöroloji veya diğer alanlarda çalışın, bir fizyoterapist olarak idrar kaçırmanın her insanda görülebildiğini, bunun bir rehabilitasyon sürecinin olduğunu bilmek ve anlatmak gerekir. Bazen aldığınız bir omuz hastasına, bazen hemiplejik bir hastaya, bazen gebelere ve hatta elit sporculara bile…

Her yıl Haziran ayının ikinci haftası ‘Kontinans Haftası’ olarak kutlanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye dahil çeşitli ülkelerde farkındalık oluşturma çalışmaları yapılmaktadır. Dünyada 400 milyona yakın kişinin yaşadığı ve aynı zamanda ülkelerin yıllık maliyetlerine de bir hayli külfet olan idrar kaçırma sorununun aynı zamanda ağır depresyon sebebi olduğu unutulmamalıdır. Önemli olan şu; önce bizim farkındalığımız artmalı ki hastalarımıza veya danışanlarımıza anlatabilelim.

Utanma duygusunun bir uzmana başvurmanın önüne geçmesine engel olduğumuz, farkındalığımızın bol ve sağlıklı olduğumuz günlerde buluşalım.

Fzt. Burçin ÖZYÜREK

Yorumlar