Egzersiz ve Spor Psikolojisi: Spor Fizyoterapistleri Açısından Nasıl Fırsatlar Sunabilir? - Part 1

“Ciddi sporcular ikiye ayrılır: yaralanmış olanlar ve henüz yaralanmamış olanlar”.1 Özellikle rekabet, baskı, stres, ekonomik kazanç ve tanınma gibi sosyal ve psikolojik ögeleri içinde barındıran elit sporda kaçınılmaz olarak yaşanan yaralanmaların, günümüzde her yaştan sporcu tarafından sıklıkla deneyimlenmekte olduğunu  ve spor yaşantılarının rutin bir parçası haline geldiğini görebiliyoruz. Hal böyle olunca -organize sporun bütün olumlu yönlerine rağmen- hayatının bir döneminde yaralanma yaşamamış bir sporcu ile karşılaşmak neredeyse imkansız hale gelmiş gözüküyor. 

Ülkemizde sporun giderek büyüyen ekonomik yapısı, -tüm dünyada olduğu gibi- sponsorlar, marka değeri ve kar-zarar ilişkileri üzerine odaklanarak  “sporun ruhunu” biraz geri plana atmış olsa da spordaki profesyonelleşmeyi hızlandırmış gözüküyor. Bu sayede sahanın emekçileri sporcular ve bedenleri sermaye olarak yeniden tanımlanıyor ve  bu sermayeyi korumak için gereken profesyonellerin istihdamı da hızla artış gösteriyor. Daha önceleri bizzat antrenörün ya da masörün verdiği hizmetlerin giderek ayrıştırılarak özelleştirildiğini görüyoruz. Her şeyden önce önem verilmesi gerekene (yani sporcuya) verilen bu ‘dolaylı önem’ benim gibi romantikleri pek mutlu etmese de spor belki de bu sayede artık spor hekimleri, spor fizyoterapistleri, kondisyonerler, istatistik antrenörleri, savunma koçları ve bireysel gelişim antrenörleri gibi birçok yardımcı profesyonelin de sahne aldığı bir gösteriye dönüşmüş durumda. Bu noktada gösteriyi gerçekleştiren ana ‘oyuncuların’ sporcular olduğunu düşündüğümüzde, onların sağlıklarının korunmasında, yaralanma sonrası rehabilitasyonlarında spor fizyoterapistlerinin önemi de açıkça görülebilir. Spor fizyoterapistliği başlı başına bir uzmanlık alanı olmakla birlikte birçok farklı alanın bir kesişim bölgesi olarak da değerlendirilebilir. Bu kesişimlerden birisi de şüphesiz spor psikolojisidir.
Spor yaralanmalarının psikolojik yönünü araştıran çalışmaların 30 yılı aşan birikimi bize oldukça kapsamlı bir literatür sunmakta ve ağrı ile baş etme, stres ve kaygı, özgüven, benlik, öz yeterlik gibi psikolojik faktörlerin sporcuların rehabilitasyon süreçleri ve rehabilitasyona bağlanma gibi konularda önemli olduğunu ortaya koymaktadır.2 Bunların yanında yaralanma riskinin kaygı, depresyon, izolasyon, kimliğin kaybolması gibi durumlarda arttığı, çeşitli bilişsel süreçlerin ve kişilik yapılarının da yaralanma üzerinde rol oynadığı araştırmalarca ortaya konulmuş gözüküyor (bkz. Williams & Anderson, 1998). Yaralanma durumlarının sporcu üzerindeki etkisi bağlamında yas-tepki,4 bilişsel değerlendirme,5 spor rehabilitasyonunda biyopsikososyal model6 gibi teorik çalışmalar mevcut. Bu kavramsal çerçeveler bize bu süreçlerin psikolojik boyutları hakkında ufuk açıcı bilgiler sunuyor. Madalyonun diğer yüzünde ise pratikte, yaralanma durumlarında düzenli bir biçimde sporcular ile görüşen fizyoterapistler, sporcuya ‘duygusal ilk yardımda’ bulunacak ilk kişi olarak nitelendirilmekteler.7 Bu nedenle psikososyal danışma teknikleri ve stratejileri ile donatılmaları, yaralanan sporcuların verdikleri psikolojik tepkilerden haberdar olmaları ve depresyon, madde kullanımı gibi klinik vakaları tespit ederek profesyonellere yönlendirmeleri gerekiyor.


Tedavilerin günümüzde fiziksel iyileşme için gereken süreyi büyük bir oranda kısalttığı ve sporcuları fiziksel olarak tekrar oynamaya hazır hale getirdiği bir gerçektir. Ancak tedavinin yanında sporcunun psikolojik olarak “oynar” hale henüz gelmediğinin fark edilmesi de performans adına önemli bir etmen olarak değerlendiriliyor.8 Psikolojik ve fiziksel iyileşme arasında oluşabilecek olası farkın iyileşme ve oyuna katılma sürecine olumsuz bir katkı sağlayabileceği sahada çalışan hemen tüm fizyoterapistlerin farkında olduğu bir durumdur. Fizyoterapistlerin önemli bir bölümü yaralanmanın psikolojik boyutunun önemini kavrıyor ve bazı uygun psikolojik teknikleri tedavinin etkili olması için uygulamayı uygun görüyorlar. Bireysel deneyimlerimin yanısıra araştırmalarca da bu kanıtlanmış gözüküyor. Amerika, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve son olarak İngiltere’de lisanslı fizyoterapistler ile gerçekleştirilen çalışmalar, bu ülkelerdeki fizyoterapistlerin spor psikolojisi alanında daha fazla eğitim almak istediğini ortaya koyuyor.9-11 Bizde henüz böyle bir çalışmaya rastlayamasak da ülkemizdeki profesyonellerin de aynı fikirde olduğunu düşünmememiz için hiçbir sebep yok. Bu noktada fizyoterapistlerin önüne çıkan en önemli engelin spor psikolojisine özgü teorik ve uygulama bilgilerine kısıtlı erişimleri olduğunu görüyoruz. Bu konu onların bireysel motivasyonlarına bırakılmış durumda. Hali hazırda bir spor fizyoterapistliği bölümü lisans programında spor psikolojisi dersi bulunmuyor. Bu, elbette sakatlanmanın psikolojik boyutlarının aktarılmadığı ya da bireyin kendi gelişimiyle öğrenemeyeceği anlamına gelmez. Fakat bu noktada sistematik bir yaklaşım geliştirilmesi gerekliliği kaçınılmaz gözüküyor. Spor psikolojisinin spor fizyoterapistler adına neler sunabileceğinin açıklanması belki de sistemli bir eğitimin önünü açacak bir ilgi oluşturabilir ki bu yazının temel amacı da budur. 
Peki spor fizyoterapistleri spor psikolojisine özgü hangi tekniklerden faydalanabilirler ya da hangi teknikler rehabilitasyonda faydalı olabilir? Bu soruların cevabını gelecek haftaki yayında bulabilirsiniz.
İyi Haftasonları Dilerim.

Arş. Gör. Deniz Durdubaş
Hacettepe Üniversitesi Spor Bil. Fak.

3 sene altyapı voleybol milli takımlarında
spor psikoloğu olarak görev yaptı.
Doktora çalışmalarını sürdürmek için
Kanada Queen's Üniversitesin'nde
Tübitak bursu ile görev yapıyor.

1-    Brown, C. (2005) Injuries:The psychology of recovery and rehab. In S. Murphy (ed.), The sport psych handbook. Champaign, IL: Human Kinetics, pp. 215–35
2-    Arvinen-Barrow, M., Penny, G., Hemmings, B. and Corr, S. (2010) UK Chartered
Physiotherapists’ personal experiences in using psychological interventions with injured athletes: an interpretative phenomenological analysis. Psychology of Sport and Exercise, 11, 58–66
3-    Williams, J. M., & Andersen, M. B. (1998). Psychosocial antecedents of sport injury: Review and critique of the stress and injury model'. Journal of applied sport psychology, 10(1), 5-25.
4-    Kubler-Ross, E. (1969). On death and dying. London: Tavistock
5-    Brewer, B. W. (1994). Review and critique of models of psychological adjustment to athletic injury. Journal of applied sport psychology, 6(1), 87-100.
6-    Brewer, B. W., Andersen, M. B., & Van Raalte, J. L. (2002). Psychological aspects of sport injury rehabilitation: Toward a biopsychosocial approach. Medical and psychological aspects of sport and exercise, 41-54.
7-    Ray, R., Terrell, T., & Hough, D. (1999). The role of the sports medicine professional in counseling athletes. Counseling in sports medicine, 3-20.
8-    van Wilgen, C. P., Kaptein, A. A., & Brink, M. S. (2010). Illness perceptions and mood states are associated with injury-related outcomes in athletes. Disability and rehabilitation, 32(19), 1576-1585.
9-    Wiese, D. M., Weiss, M. R., & Yukelson, D. P. (1991). Sport psychology in the training room: a survey of athletic trainers. The Sport Psychologist, 5(1), 15-24.
10- Larson, G. A., Starkey, C., & Zaichkowsky, L. D. (1996). Psychological aspects of athletic injuries as perceived by athletic trainers. The Sport Psychologist, 10(1), 37-47.
11- Wagman, D., & Khelifa, M. (1996). Psychological issues in sport injury rehabilitation: current knowledge and practice. Journal of Athletic Training, 31(3), 257.

Yorumlar