Koşu Ayakkabıları Hakkındaki Gerçekler

Son 100 yılda, koşu ayakkabısı tasarımlarında dramatik değişiklikler meydana gelmiştir. Örneğin 1912'deki koşu ayakkabıları bugün elbiselerimizin altına giydiğimiz klasik ayakkabılar olarak kabul edilirken, günümüzdeki koşu ayakkabıları teknik ve mühendislik harikası olarak görülen destekleyici, tamponlu, hafif, sade veya çıplakayak gibi birçok tanımlayıcısı olan ayakkabılardır. 21. yüzyıldaki bir koşucunun 1912 de üretilmiş olan 'koşu ayakkabılarını' kullanmadığı aşikâr bir gerçektir. Fakat bu noktada asıl soru; günümüz koşu ayakkabılarının 1912'de veya 1970'de kullanılan koşu ayakkabılarıyla kıyaslandığında, koşu esnasında meydana gelen yaralanma riskini azaltıp azaltamadığıdır. Daha genel bir soru soracak olursak: Koşu ayakkabıları, yaralanma oranlarının azaltılmasında gerçekten etkin midir?
Günümüz koşu ayakkabılarının dizaynı “yer reaksiyon kuvvetleri” ve “pronasyon miktarı” olarak iki temel mekanizma üzerine kurulmuştur. Amaçları herhangi bir yüzeyden gelebilecek olumsuz kuvvetleri elimine etmek ve aşırı pronasyonu önlemektir. Bu amaç koşu ayakkabılarında süspansiyon, stabilizasyon ve hareket kontrolü temelli sınıflandırma sistemine yol açmıştır. Fakat, sorun şu ki bu sistemin dayandırılabileceği güçlü bir kanıt yoktur ve belki de yüzyılı aşkın bir süredir uzmanlar ve üreticiler koşu ayakkabıları ile ilgili yanlış noktalar üzerine odaklanmaktadır.

Öncelikle koşu esnasında meydana gelen pronasyon miktarına ve koşu ayakkabılarının bu duruma etkisinin olup olmadığına göz atalım; 
Pronasyon birçok koşucu tarafından oldukça olumsuz algılanan bir kelimedir. Çünkü aşırı pronasyon alt ektremitede (diz, ayak bileği, tibia) rotasyona yola açar ve bu durum eklemler üzerindeki stresi artırdığı için yaralanmalara neden olur. Bu yüzden koşu ayakkabıları pronasyonu limitlemek ve alt ektremiteyi uygun bir dizilime sokmaya çalışmaktadır. Fakat gerçekten koşu ayakkabılarının alt ektremite dizilimini düzenlemesine ihtiyacımız var mı?

Yapılan birçok çalışmaya bakıldığında; maraton koşucularında pronasyon miktarı, alt ektremite dizilimi ve yaralanma arasında majör bir bağlantının bulunmadığı görülmüştür (1,2,4). Buist ve arkadaşları (2010) tarafından çok sayıda koşucu ile yapılan çalışmada ise koşu esnasında ayak ve ayak bileği hareketinin yaralanmalarda belirleyici bir faktör olmadığı bulmuştur (3).

Diğer taraftan koşu ayakkabılarının pronasyonu önlemede gerçek bir etkisinin olup olmadığını incelediğimizde, yine herhangi bir olumlu kanıta rastlanmamaktadır. Theisen ve arkadaşları (2013) farklı ayakkabı tipleri ile yaptığı çalışmada, medial desteğin veya pronasyonu azalmak için uygulanan herhangi bir stratejinin pronasyon miktarını değiştirmediğini aynı zamanda kalkaneus, tibia, talus gibi önemli kemiklerin kinematiğinde bir değişiklik ortaya çıkartmadığını bulmuştur (6). Benzer şekilde, Goss ve arkadaşları koşu ayakkabılarının alt ekstremite üzerindeki etkisini incelediğinde pronasyon miktarı ve stres noktalarında herhangi bir farklılık bulamamıştır (5).

Bu durumda, aşırı pronasyon, yaygın inanışın aksine yaralanmaya neden olmuyorsa ve koşu ayakkabıları sözde pronasyon miktarını değiştirmede etkinde değilse, koşu ayakkabıları gerçekten amacına yönelik hizmet etmekte midir?

Son olarak, koşu ayakkabılarındaki ikinci temel mekanizma olan yer reaksiyon kuvvetlerine göz atalım. Yapılan bir sistematik derleme çalışmasının sonuçlarına göre; vertikal yer reaksiyon kuvvetleri ve yaralanma riski arasında kuvvetli bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır (7).  Bu sonucun asıl sebebi; değerlendirilen çalışmaların katılımcı sayıları incelendiğinde, örneklem büyüklüğünün birçok çalışmada 100 kişi altında olması ve epidemiyolojik çalışmaların azlığıdır. Bu durum vertikal reaksiyon kuvvetlerinin yaralanmaya olan etkisi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir sonuç ortaya koymamızı zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, bu görüşün doğru bir varsayım olduğundan da şüphe duyulmaktadır. Şöyle ki; eğer yüksek reaksiyon kuvvetleri yaralanmalar için bir risk faktörü olsaydı, yüksek hız ve uzun mesafede koşan ve dolayısıyla daha yüksek yer reaksiyon kuvvetine maruz kalan koşucuların yaralanma olasılıkları daha yüksek olurdu. Fakat bu konuyla ilgili literatüre bakıldığında, herhangi bir çalışma hatta anektodal bir bilgiye bile rastlanmamaktadır.

Sonuç olarak; “yer reaksiyon kuvvetleri” ve “ayak bileğindeki pronasyon miktarı” gibi birincil risk faktörleri gibi görünen belirleyicilerin yaralanma üzerindeki etkinliği açık bir şekilde bilinmemektedir. Bu sebeple, bu risk faktörleri baz alınarak tasarlanan ve oldukça yüksek maliyetli koşu ayakkabıları yaralanmaların önlenmesinde etkin olduğu düşünülemez.
Uzm Fzt Halime Gülle
Queen Mary University of London

Sevgili Dr. Fzt. Elif Turgut'un “Koşu Biyomekaniği ve Rehabilitasyon” başlıklı blog gönderisini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Referans
1. Van Middelkoop, M., Kolkman, J., Van Ochten, J., Bierma‐Zeinstra, S.M.A. and Koes, B., 2008. Prevalence and incidence of lower extremity injuries in male marathon runners. Scandinavian journal of medicine & science in sports, 18(2), pp.140-144.
2. Buist, I., Bredeweg, S.W., Bessem, B., Van Mechelen, W., Lemmink, K.A. and Diercks, R.L., 2010. Incidence and risk factors of running-related injuries during preparation for a 4-mile recreational running event. British journal of sports medicine, 44(8), pp.598-604.
3. Buist, I., Bredeweg, S.W., Lemmink, K.A., Van Mechelen, W. and Diercks, R.L., 2010. Predictors of running-related injuries in novice runners enrolled in a systematic training program: a prospective cohort study. The American journal of sports medicine, 38(2), pp.273-280.
4. Taunton, J.E., Ryan, M.B., Clement, D.B., McKenzie, D.C., Lloyd-Smith, D.R. and Zumbo, B.D., 2003. A prospective study of running injuries: the Vancouver Sun Run “In Training” clinics. British journal of sports medicine, 37(3), pp.239-244.
5. Goss, D.L. and Gross, M.T., 2012. Relationships among self-reported shoe type, footstrike pattern, and injury incidence. US Army Medical Department Journal.
6. Theisen, D., Malisoux, L., Genin, J., Delattre, N., Seil, R. and Urhausen, A., 2013. Influence of midsole hardness of standard cushioned shoes on running-related injury risk. Br J Sports Med, pp.bjsports-2013.
7. Nigg, B.M., 1997. Impact forces in running. Current Opinion in Orthopaedics, 8(6), pp.43-47.

Yorumlar