Spor, Sanat ve Sağlığın Kesiştiği Nokta: Dans Fizyoterapistliği


Dans; yüksek esneklik, koordinasyon, denge, sıçrama yeteneğine ihtiyaç duyulan aerobik ve anaerobik koşullar gerektiren, sanat ile spor arasında bulunan estetik bir alandır. Erken yaşta dansa başlamaları, kuvvetlendirme antremanlarını hipertrofik görünüm açısından ekol olarak reddetmeleri ve dans hayatları boyunca kilo kontrol gereklilikleri dansçıları yaralanmalara açık hale getiriyor. Peki dansçılar için yaralanmanın tanımı nedir? Ne şartlarda onlar provalara ya da gösterilere katılmazlar? Ağrı onlar için ne kadar önemli yer tutuyor ve yaralanma konusunda ne kadar bilinçliler?
2008 yılında dansçıların kas-iskelet sistemi yaralanmaları üzerine yapılan çok kapsamlı bir derlemede çarpıcı sonuçlar elde edilmiş ve dansçıların en az sporcular kadar yaralanması olduğu belirtilmiştir.  Hamilton ve arkadaşları dansçıların hayatları boyunca  %60-43 oranında major yaralanmalara maruz kaldığını, stres kırıklarının ise %29-20 arasında değişiklik gösterdiğini göstermiştir. Bu oranlar Mcnea ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada profesyonel dansçılarda %80 oranına kadar yükselmiştir ve genel literatür ayak bileği yaralanmalarının en sık gözlenen dans yaralanması olduğunu belirtmektedir. Peki dansçılar bu yaralanmalara karşı neler yapıyorlar??
Hayatım boyunca estetiğinden çok etkilendiğim ve gösterilerini takip ettiğim bale, yüksek lisans tezim sırasında ilk kez Prof. Dr. Gül Baltacı hocamın bana tezimde yardımcı olmasıyla hayatıma fizyoterapi yoluyla girdi. Hatırlıyorum bir haftasonum boyunca hiç durmaksızın 20 makale çevirmiş ve hocama onlarla çalışmaya hazır olduğumu kanıtlamıştım. Sonrasında yaklaşık 2 dönem boyunca Ankara Üniversitesi Devlet Opera ve Bale'de inanılmaz bir vizyona sahip Doç. Dr. Selçuk Göldere ile çalışma fırsatı buldum. Orada kazandığım arkadaşlıklar ve dostluklar beni bale dansçılarından hiç koparmadı. Onlar bilinçlendikçe fizyoterapiye ihtiyaçları oldu, ben ise onlarla deneyimlendim. Sonunda Birleşik Krallık Wolverhampton Üniversitesi’nde Prof. Dr. Matthew Wyon ile çalışma fırsatı buldum ki dans biliminde literatürün yarısından çoğu ona aittir.
Tüm bu deneyimlerin ardından edindiğim, özellikle Türkiye’de olmak üzere dansçıların sakatlanmalarına ilişkin bilgilerinin olmadığı oldu. Elmhurst Dans Okulu’nda dahi dansçılar ağrılarını önemsemiyor, ciddi performans kayıplarına kadar bir sağlık personelinden destek almıyorlar. Türkiye’de tez çalışmamın yanı sıra yaptığım bir anket değerlendirmesinde üniversite seviyesindeki dansçılar; vücutlarında şişlik, ağrı, hematom varlığında, prova ve dans gösterilerine katılamadıklarında, ilaç aldıklarında (ağrı kesici) veya bir sağlık personelinden yardım aldıklarında dahi yaralanmış olduklarını düşünmüyorlar. Dansçılara göre hastaneye gidecek kadar ağır bir tabloyla karşılaşmaları ve birçok gösteriye ağrı bazlı çıkamamaları yaralanma tanımını oluşturuyor.  
Balede ister İngiliz, ister Rus ekolu olsun her iki türde de eğitmenler ağrısız balenin yapılamacağına dair olan inançları küçük yaşta dansa başlayan tüm dansçılarda ağrının normalleşmesini sağlıyor ve dansçılar ağrısız dansın imkansız olduğuna inanarak doktor veya fizyoterapiste danışmanın gereksiz olduğuna inanıyor. Türkiye’de dans fizyoterapistine ihtiyaç burada başlıyor. Sporda yıllar öncesinde aşılan bu engel, dans için de gereklidir. Fakat burada en büyük sorun dansçılarda meydana gelen sakatlıkların sporculardan çok farklı olduğudur. Bunun nedeni dansçıların sporcular kadar aktivite yapmalarına rağmen gerekli fiziksel uygunluğa sahip olmamaları ve kas kuvvetlendirmekten kaçınmalarıdır. Ayrıca anatomik ve biyomekaniksel açıdan bakıldığında normal insana göre çok farklı olmaları (aşırı kalça eksternal rotasyon ve ayak bileği plantar fleksiyonu, esnek hamstring kası gibi) bir diğer sebep olarak belirtilmektedir. 
Genç arkadaşlara tavsiyem, öncelikle bu alanda çalışmak istiyorlarsa çok ciddi bilimsel yayın okumaları gerektiği ve biyomekaniksel açıdan dansı incelemeleri olur. Bu alan oldukça çalışmaya açık fakat hem dansçılar tarafından kabullenilmesi zor hem de yaralanmalar açısından karmaşık bir alandır.  Dansçıların bilinçlendirilmesi ve gerek yaralanmaların önlenmesi gerek rehabilitasyonu açısından daha çok fizyoterapistin bu alanda uzmanlaşması gerektiği düşünmekteyim. Fizyoterapistler dans için bir araya geldikçe dansçılar daha yüksek hayat standartlarına ulaşabilecektir.

Yrd. Doç. Dr. Fzt. Tuğçe Kalaycıoğlu

Referanslar:
       Hincapié CA, Morton EJ, Cassidy JD. Mus- culoskeletal injuries and pain in dancers: a systematic review. Arch Phys Med Rehabil 2008;89:1819-29.
       McNeal AP, Watkins A, Clarkson PM, Tremblay I. Lower ex- tremity alignment and injury in young, preprofessonal, college, and professional dancers, part II: dancer-reported injuries. Med Probl Perform Art 1990;5:83-8.



Yorumlar